11 Mayıs 2012 Cuma

Doğan Cüceloğlu'nun Ölüm Anektodu


Ben okuyunca çok etkilendim. Uzun ama mutlaka okumanızı tavsiye ederim.




PROF.DR.DOĞAN CÜCELOĞLU''NUN ÖLÜM ANEKTODUNDAKİ YAŞAM


Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?


Bir katılımcı: Allah’a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok.
...
Doğan Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?


Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar: Ölüm.


Doğan Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır?


Doğan Cüceloğlu: Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?


Katılımcılar: Hayır


Doğan Cüceloğlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?


Bir katılımcı: Var.


Doğan Cüceloğlu: Yarın?


Bir katılımcı: Evet.


Doğan Cüceloğlu: 30 yıl sonra?


Bir katılımcı: Olabilir.


Doğan Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?


Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle bakmamışlardır.


Doğan Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?


Bir katılımcı: Yoktur Hocam.


Doğan Cüceloğlu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?


Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar.


Bir katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek?


Doğan Cüceloğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?


Bir katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.


Doğan Cüceloğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir “Seni gerçekten çok seviyorum” demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı?


Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.


Doğan Cüceloğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde “Şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim” diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı?
Buna zamanımız gerçekten kaldı mı? kaynak

5 yorum:

Tipitoş dedi ki...

Eşime her zaman anlatmaya çalıştığım durumu çok güzel kaleme almış. Bir koşturmacanın içindeyiz,yitirdiğimiz zamanın farkında değiliz. Yarına ertelediğimiz o kadar çok şey var ki.

esen ceyhun dedi ki...

Çok güzel ve de çok haklı maalesef ölümü aklımıza getirmeden yaşayan insanlar olduk.Teşekkürler paylaştığınız için

Hobby Dünyası dedi ki...

Daha ne denir ki!!!

Pembe Rüyalar dedi ki...

teşekkürler harika bence :)

bahar006 dedi ki...

Hemen hergün düşündüğüm şeyler inanır mısın... Hayat ne kadar kısa ve anlamsız şeylerle öldürülmeyecek kadar kıymetli...